Mustafa Kemal’in hayatında atın bambaşka bir yeri vardır. Mustafa Kemal için at
bir hayvan değildir, bir kıymet ve değerdir, çok büyük bir varlıktır.
I İnönü savaşının nihayetinde Türk ve Yunan orduları savaşın bitiminde birbirinden
habersiz olarak karşılaşır. O kadar yorgundurlar ki askerler gecenin karanlığında
birbirlerini tanımazlar bile. Türk ordusundaki Süvari Birliği’ndeki bu hayvanlar
tanımıştır düşmanı geçerken. Siz daha iyi bilirsiniz kişnemesi, geri çekilmesi,
durması, başını sallaması gibi daha birçok vasıfları olan bu hayvan o zamanlar en
büyük yardımcı olmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında da Dumlupınar’da, Büyük Taarruz’da,
İnönü savaşlarında bir insandan kıymetlidir at. Niçin? At hem taşıyıcıdır, hem çekicidir,
hem yönlendiricidir, hem koruyucudur, hem kollayıcıdır hem de ısıtıcıdır. O kadar
güzel varlıklardır ki atlar, Atatürk’ün bu hayvanı sevmemesi düşünülemez. O kadar
ilgi ve hayranlık duyduğu bir hayvandır.
Bunun yanı sıra çok yakın arkadaşı Fikriye hanıma ilk hediyesi attır ve bu atın
adı “Zafer”dir. Latife hanımla da evlendiği zaman ilk hediyesi attır. Hatta bu atların
İzmir’e gidişini de Mustafa Kemal’in yaveri Salih Bozok sağlamıştır. Ve herkesin
bildiği gibi üzerine titrediği en çok değer verdiği atı da ‘Sakarya’dır.
Atatürk’ün özellikle Kurtuluş Savaşı sırasında atyarışları düzenlenmesini arzu etmesinin
başlıca sebebi, ata zaten düşkünlüğü bilinen bir milletin bir araya geldiğinde bazı
söylemlerle bilinçlenmesini istemesidir. O zamanlar yarışların düzenlendiği bu yerdeki
topluluklara kürsüden hitap ederek düşüncelerini aktarma fırsatı bulurmuş. Yani
Atatürk atyarışlarına 10 dakika önceden gelip yarış bittikten 2 dakika sonra giden
bir zihniyette değildi. Aksine yarışlar başlamadan 3 saat evvel gelip, bittikten
saatler sonra gidermiş. Sebebi de oraya gelen toplumla birebir konuşmak, ilişki
kurmak ve dertlerini dinleyerek çözüm bulmaya çalışmaktı. Atyarışları bir kumar
değil, bir heyecanı, kazanma azmini göz ardı edemezsiniz. Bu tip faaliyetlerden
toplumun bazı kazanımlar elde etmesini sağlamak amaçtı. O zamanlar bu büyük toplulukları
bir araya getirecek başkaca sosyal etkinlikler futbol, basketbol maçları gibi faaliyetler
yoktu. Atyarışları bu bakımdan topluma bir takım mesajlar vermek için imkânlar sunan
yerler olarak kabul edilirmiş.
Atatürk’ün dediği gibi "
At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır."
sözü de buradan hareketle söylenmiştir.
“ülke yönetmesini de”.. “ata binmesini de” bilebilen.. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu..
Ulu Önderimiz “ATATÜRK”ün atlarla çekilmiş bazı fotoğrafları




Ankara da Atatürk ve Refet Bele atyarışını seyretmek için şeref tribününün önünde


Başbuğ Atatürk'ün atı Sakarya ve yaveri Salih Bozok

1921 senesi Mustafa Kemal Çocuk Esirgeme Kurumu için düzenlenen atyarışlarını izlerken

11 Kasım 1921 Mustafa Kemal şeref locasında Mareşal Fevzi Çakmak ve yabancı devlet
temsilcileriyle atyarışlarını izlerken

ATATÜRK ADINA DÜZENLENEN YARIŞMALAR
Türk sporunda Atatürk'ün adına düzenlenen yarışmalar ve futbol maçları ayrı
bir anlam , önem ve değer taşır. Bunların arasında en eskisi, 1927 yılından beri
yapıla gelmekte olan "Gazi Koşusu" at yarışıdır: Ve "Gazi Koşusu"
bugün de Türk at yarışı dünyasının en büyük ve en önemli yarışı niteliğini korumaktadır.
Büyük Atatürk'ün Ankara'ya ilk gelişinin yıldönümüne rastlayan 27 Aralık
günleri Ankara'da yapılmakta olan "Atatürk Koşusu" yarışması da en
eski organizasyonlardan biridir.
Her iki yarışmanın Atatürk zamanından beri yapılmakta olması da bunlara ayrı bir
önem ve tarihi bir değer katar. Yarışçılık dünyamızdaki "Gazi Koşusu"
ile Türk atletizmindeki "Atatürk Koşusu" Büyük Atatürk'ün izniyle
yapılmaya başlandı ve onun ölümünden sonra da hiç aksamadan sürdürüldü.
ATATÜRK KOŞUSU
Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıktıktan sonra Anadolu içlerine
doğru yoluna devam ederek "Milli Mücadele" için çalışmaya başladı. Atatürk,
Sivas üzerinden Ankara'ya geldiği zaman, takvimler 27 Aralık 1919'u gösteriyordu
. Mustafa Kemal, o gün saat tam 15.05'de Dikmen sırtlarındaki Keklik tepe mevkiinden,
aşağıda uzanıp giden, tipik bir bozkır kasabası olan Ankara'yı ilk kez görmüştü.
Mustafa Kemal, bu bozkır kasabasını, başlattığı "Milli Mücadele"nin merkezi
olarak seçmişti . Vatanın kurtuluşuna gidecek yol buradan çıkacaktı...
İstanbul'dan ve yurdun dört bir yanından gelen millet temsilcileri burada Mustafa
Kemal'in etrafında toplandılar. Mustafa Kemal burada Büyük Millet Meclisi'ni
kurdu. Milli Mücadele bu fakir bozkır kasabasından yönetildi. Sakarya'larda
, İnönü'lerde ve düşmana son darbeyi indiren Büyük Taarruz'da Ankara, hep
çarpan kalp ve düşünen beyin oldu....
Büyük kurtarıcının Ankara'ya ilk gelişi de anılarda ve gönüllerde apayrı bir
anlam ve değer taşır. Bu yüzden Türk Spor Kurumu, Atatürk'ün Ankara'ya ilk
gelişinin 17. yıldönümüne rastlayan 27 Aralık 1936 günü, bu tarihi olayı canlandıracak
bir "Atatürk Koşusu" düzenlemişti. Bu koşu içinde Atatürk'ten özel
olarak izin alınmıştı. Yarışma, O'nun Ankara'yı ilk gördüğü yer olan Dikmen
sırtlarındaki Keklikpınarı mevkii ile Ulus Meydanı'ndaki Vilayet Konağı arasında
olacaktı. Bu mesafe 10.800 metreydi.
27 Aralık 1936 günü yapılan ilk "Atatürk Koşusu" nu Ankara Demirspor kulübü
atletlerinden Galip Darılmaz, 41 dk. 08 sn.lik derecesiyle kazandı. Bu ilk koşu,
o gün başlayan bir geleneğin başlangıcı oldu . O günden sonra 27 Aralık günleri
Ankara'da yapılan "Atatürk Koşusu" Türk atletizminde ve Türk sporunda
güzel bir gelenek halini aldı. O tarihten beri Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin
her yıldönümünde törenlerin yanı sıra Atatürk Koşusu da yapılmaktadır.
1936-1938 yılları arasında bu kupayı kazananların listesi ise şöyle:
1936 : Galip Darılmaz (Demirspor) 41.08
1937 : Şevki Koru (Ankaragücü) 38.12
1938 : Mustafa Kaplan (Demirspor) 36.49
GAZİ KOŞUSU
Atatürk adına bir de Gazi Koşusu düzenlenmektedir. Atatürk'ün Hipodroma gelerek
at yarışlarını izlemesi ülkemizde yarışçılığın gelişmesine büyük katkılar sağladı.
Ünlü İtalyan mimarı Viotti Violli tarafından yapılan modern "Ankara Hipodromu"
da Atatürk'ün emir ve direktifleriyle inşa edilmişti.
Türkiye'de atçılığı ve yarışçılığı teşvik amacıyla kurulan "Yarış Islah
Encümeni" de Atatürk'ün büyük desteğini görmüştü. Bu encümenin ricası üzerine
adına bir "Gazi Koşusu" nun yapılmasına severek izin verdi (1926). Böylece
Türk yarışçılık dünyasının en önemli klasik koşusu halini almış bulunan "Gazi
Koşusu" 1927 yılından bu yana Türk yarışçılığına renk katmaya başladı.
İngiltere yarışçılık aleminde "Derby" ne ise, bugün Türk Yarışçılığında
da "Gazi Koşusu" odur. "Gazi Koşusu" bugün Türk yarışçılığının
en büyük ve en önemli klasiğidir. 1927 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirilmektedir.
Yarış dünyamızın en büyük klasiği olan Gazi Koşusu'nun armağanı, Atatürk'ün
at üzerindeki gümüş heykelidir. Ünlü heykeltıraş Şadi Çalık'ın eseri olan bu
heykel 1970 yılından beri "Gazi Koşusu" galiplerine verilmektedir.
Atatürk son olarak 18 Ekim 1936 günü Ankara'da at yarışlarını izledi. Beraberinde
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Abdülhak Renda, Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu,
Maarif Vekili Saffet Arıkan, Milli Müdafaa Vekili Kazım Özalp ve Prof. Afet İnanoğlu
olduğu halde modern Ankara Hipodromu'na gelen Büyük Atatürk , şeref tribününden
Sonbahar Yarışları'nın üçüncü hafta koşularını ilgiyle takip etmişti.
Modern Ankara Hipodromu'nu dolduran büyük halk kalabalığı gelişlerinde olduğu gibi
gidişlerinde de Ata'ya karşı içten kopup gelen büyük sevgi gösterilerinde bulunmuştu.
1927 - 1938 yılları arasında bu kupayı kazananların listesi şöyle:
1927 : Ali Muhiddin Hacıbekir'in "Neriman"ı jokeyi : İhsan Atçı
1928 : Atıf Esenbel'in "Primerol"u jokeyi : Yula
1929 : Celal Bayar'ın "Cap Griz Nez"i jokeyi : Clark
1930 : İsmet İnönü'nün "Olga" sı jokeyi : N. Horwath
1931 : Mr. Yantes'in "Young Turc"u jokeyi : Schenelly
1932 : Akif Akson'un "Lale"si jokeyi: N. Horwath
1933 : Karacabey Harasi'nin "Özdemir"i jokeyi : Yunus
1934 : Salih Temel'in "Ece"si jokeyi : Paul
1935 : Ahmet Atman'ın "Tomru"su jokeyi : N. Horwath
1936 : Memduh Alan'ın "Slem"i jokeyi : Paul
1937 : Salih Temel'in "Taşpınar"ı jokeyi : Davut Aktı
1938 : Said Halimin "Romance" jokeyi : N. Horwath
İstanbul'da ilk kez 1968'de düzenlenen Gazi Koşusu'nda ise birinciliği
Burhan Karamehmet'in "Asuvan" adlı safkanı elde etti.
Türk yarışçılığının en büyük klasiği olan Gazi Koşusu'nun armağanı, Atatürk'ün
at üzerindeki som gümüş heykeli, 1970 yılından beri ''Gazi Koşusu''
galiplerine verilmeye başlandı. Ünlü heykeltıraş Doç. Dr. Şadi Çalık'ın eseri
olan bu heykeli ilk kez ''Sadettin'' adlı safkanın sahibi Sadun
Atığ aldı.
Kendisi ve yavruları Gazi Koşusu kazanan atlar; Cap Gris Nez: (Yılmazkaya), Karayel:
(I. Seren ve Cartegena), Akkor: (Toraman) ve George Thomas: (Caprice).
Yavruları en çok Gazi Koşusu kazanan aygırlar; Cihangir: Atlıhan, Melikşah, Kayarlı,
Pikehan, Minimo ve Akkor`la 6 defa, Wings Of Song: Beau Brummel, Mirage, İcaros,
Beau Monair ve Helene de Troia ile 5 defa, Onyx II: Özdemir, Tomru, Şilem, Taşpınar
ve Konca ile 5 defa.
Yavrusu en çok Gazi Koşusu kazanan kısrak; Fleche d`Or: Beau Brummel, La Fleche,
Beau Monair ile 3 defa.
Eküri biten Gazi Koşuları; La Fleche - Cantatrice (1956), Hafız - Kapkara (1986),
The Best - I. Thunder Bold (1993)
Gazi Koşusu`nda en iyi derece, 1996 yılında Özdemir Atman`ın Bold Pilot (2.26.22)
isimli safkanına aittir.
Gazi Koşusu`nu en fazla kazanma başarısını gösteren eküri; Darling (1950), Kusun
(1953), Atlıhan (1961), Melikşah (1963), Kayarlı (1964), Minimo (1971), Akkor (1972),
Karayel (1973), Buğra (1976), Toraman (1982), Cartagena (1984), Hafız (1986), Popular
Demand (2005) ile toplam 13 kez ile ELİYEŞİL Ekürisidir.
Mümin Çılgın; Helene De Troia (1960), Apaçi (1965), Nadas (1974), Dr. Seferof (1979),
Dersim ( 1981), Uğurtay (1985), Hafız (1986), Top Image (1988) ve Abbas (1991) ile
9 kez kazanarak Gazi Koşusu`nu en fazla kazanma başarısını gösteren jokey oldu.